Şeyh Sadi-i Şirazî (K.S.) – MUM DİLİ YÜZÜNDEN YANAR

Çarşamba, 12. Kasım 2008
MUM DİLİ YÜZÜNDEN YANAR

Başının yücelere ermesini diliyorsan, dağ gibi, ayağını eteğine çekmelisin. Ey bilgili kişi! Az konuş, dilini çek. Yarın dilsizler için sorgu sual yoktur. Gerçeği bilenler ve onun inci gibi değerli olduğunu anlayanlar, ağızlarını ancak inci saçmak üzere açarlar.

Çok konuşan az dinler. Öğüt ancak sessizliğin değerini bilenleri etkiler. Soluk soluğa durmaksızın konuşacak olursan, başkalarının sözlerinin değerini bilmez, ondan yararlanamazsın.

Ölçülmemiş olan bir kumaş nasıl biçilemezse, ölçülüp tartılmayan bir söz de söylenemez. Doğru ve yanlışı düşünerek konuşanlar, hazırcevapçılardan daha iyidir. Söz, insanın kişiliğinde bir olgunluk ölçüsüdür. Sözle kendini küçültme.

Az konuşan, utanılacak durumlara düşmez. Bir arpa kadar misk, bir yığın çamurdan değerlidir.

Çok konuşandan sakın. Bilginler gibi bir konuş, pir konuş.

Yüz ok attın, tümü boşa gitti. Akıllıysan bir at, hedefi tuttur.

İnsan, işitildiğinde kendisini utandıracak bir şeyi neden söyler?

Kimsenin aleyhinde de konuşma. Belki duvarın ardında bir kulak veren vardır. Gönül, sırları saklayan bir kaledir. Dikkatli ol, kalenin kapısı açık kalmasın. Mum, dili yüzünden yanar. Arif bunu bilir, bu yüzden ağzı kapalıdır.

Şeyh Sadi-i Şirazî (k.s.)

Reklamlar

Kalbin Şekli – ŞAH-I NAKŞİBEND(K.S.)

Çarşamba, 12. Kasım 2008

ŞAH-I NAKŞİBEND(K.S.) HAZRETLERİNİN TALEBESİ ALAÜDDİN-I ATTAR(K.S.) HAZRETLERİ ANLATIYOR:

-Dervişlerden biri,birgün bana,kalbin nasıl olduğunu sordu.
-”Nasıl olduğunu bilmiyorum dedim.”dedim. O;
-”Ben kalbi,üç günlük ay gibi görüyorum.”dedi.
Bunu üstadım ve efendim Şah-ı Nakşibend Hazretlerine anlattım.

-”Bu, onun kalbine göredir.”buyurdu.
Ayakta duruyorduk.Ayağını ayağımın üzerine koydu.Birden kendimden geçtim.
Bütün mevcudatı,Arş-ı a’layı kalbimde bir arada gördüm.Kendime gelince;

-”Gördüklerini anlat.” buyurdu.Anlattım.Bunun üzerine;

-”Kalb budur.O dervişin sandığı gibi değil.

Allah(cc)ü Tealaya, kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir.Mahlukların en üstünü,en şereflisi KALBDİR.Kalb, bilinmeyen sırlarla dolu bir alemdir;her şeyi kendinde bulundurur.

Görüldüğü gibi kalb,her şeyden geniş bir latifedir.Böyle olunca, onu bir kimse nasıl anlayabilir.Bunun için Hadis-i kudside Allah(cc)ü Teala;

-”Yere ve göğe sığmam,mü’min kulumun kalbine sığarım.”buyurdu.Bu, derin sırlardandır.”buyurdu.