Pervanenin Muma Sadakati

Pervanenin Muma Sadakati moth-to-solar-flame

Biri pervaneye şöyle dedi; “Hey budala git kendine göre bir maşuk ara! boş yere başını derde uğratma düşün sen nerdesin sevgilin nerede? Ateşle işin ne semender misinki ateşin etrafında dolaşıyorsun. Bu meydanda dolaşmak için önce yiğitlik gerekir. Yarasa güneşten niye saklanır niçin taşkınlık yapmaz? Çünkü demir pençeli insanlarla boğuşmak cahilliktir. Düşmanın olduğunu bile bile birini dost edinmen hiç akılıca bir iş değildir. Sen canını pervane için feda ederken kimse sana “iyi ettin”demez Padişahın kızını isteyen dilenci olmadık hayaller kurmuş olsada dayaktan başka birşey elde edemez. Şahlar sultanlar bu yüksek aşkın müptelası iken mum senin gibi hesaba alırmı o böyel yüksek meclislerde azizken sana iltifat edrmi? Bütün herkese iyi davransa bile sana sertlik gösterir ve seni yakar! Bak!bu sözlere yanık pervane ne cevap verdi; “Behey şaşkın sanki yansam ne olur Yanmaktan korkanmı var? Gönlümde tıpkı Hz.İbrahimin (aleyhisselam) gönlündeki gibi bir ateş var, mumun şuleleri bana birer gülzar olmuştur. Ben onun yenini tutmuş değilim, bilakis onun muhabbeti beni çekiyor. Benim iradem elimde değil, aşkın zinciriyle ona doğru çekiliyorum. Beni temas ile yanıyor sanma, ben ona temas etmesemde yanıyorum. Ayrıca ateşin benimle parıldayışı şu ana özgü bir şey değil o beni uzaktan da aynı şekilde yakıyor.   “Aşığa zühd ve takvadan söz etme,O aşk ve sevdadan başka birşey bilmez. Beni boş yere kötüleyip kınayıp durmayın, ben bir kere ölmeyi göze aldım, ben ölmeye niçin bu kadar can atıyorum? Çünkü o varken bana varlık yakışmaz, ben isterimki yalnız o var olsun. Ben yanayım ki aşığının yanışı ona da geçsin” ‘‘Bana mumu bırak, kendine göre, derdinden anlayan bir dost bul!‘‘ diye niçin öğüt verip duruyorsun? Akıllı biri akrebin soktuğu birine, ‘‘İnleme‘‘‘ dese etki eder mi? Aşk derdiyle kendinden geçmiş birine de bu tür öğütler bunun gibidir. Kulağına öğüt girmeyen birine bilge kişi öğüt vermez. Atının gemi elinde olmayan birine, ‘‘Oğlum, yavaş sür!‘‘ denir mi? Sindbâd kitabındaki şu temsil ne güzel, ‘‘Aşk ateşe benzer, öğüt de rüzgâra.‘‘ Kızgın bir ateş rüzgârla daha çok şiddetlenir; kaplan dövüldükce daha çok şiddetlenir. Ben senin iyi taraflarını gördüğüm halde bana fenalık ediyorsun. İstiyorsun ki yüzümü kendime döndüreyim. Halbuki kişi kendinden üstününü aramalıdır. Kendin gibisiyle geçirdiğin günler heba olmuştur. Ömrünü kendi benzerleriyle geçirenler bir gün sarhoş gibi çamura batar. Ben bu maceralı yola sürüklernirken bir an içinde gönlümü gözden çıkardım. Aşkında sadık olan kimseler candan geçebilenlerdir; canını vermeye kıyamayan korkaklar, dosta değil kendilerine aşıktır. Zaten ecel pusu kurmuş beliyor, sevgilinin yolunda can versem ne olur? Ölüm nasıl olsa gelecek; bunda şek ve şüphe yok. O halde yârin eliyle ölmek ne büyük mutluluktur. Nasıl olsa bir gün acz içinde can verecek olduktan sonra, canımı cânanın ayak ucunda vereyim. Şeyh Sa’dî-i Şîrâzî {kuddise sırruhû} Bostan S.162 Anlatı Dizisi:4 İSBN: 978-605-4214-17-4 Sermerkand Yayınları 

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: